YARGI KARARI BİR KEZ DAHA GÖSTERDİ: EZİYET YÖNETMELİĞİ HUKUKA,
BİLİME VE HEKİMLİĞE AYKIRIDIR
Hekimin ücretini hastanın aile sağlığı merkezine başvurup başvurmamasına, memnuniyet oranına, hastane başvurularına veya idarenin masa başında belirlediği ilaç kullanım hedeflerine bağlayan bir sistem ne bilimseldir ne adildir ne de hekimlik mesleğinin gerekleriyle bağdaşmaktadır.
Danıştayın son yürütmeyi durdurma kararı, uzun süredir dile getirdiğimiz itirazları açıkça doğrulamıştır. Mahkeme; kriterleri ve ücrete etkisi açıklanmayan memnuniyet sistemini “belirlilik ve öngörülebilirlikten uzak” bulmuş, ilaç kullanım hedeflerinin hekimin vicdani ve mesleki kanaati ile tanı ve tedavi yetkisine müdahale oluşturabileceğini belirtmiştir. Ayrıca vatandaşın son 12 ayda aile sağlığı merkezine başvurmaması gibi sağlık çalışanının iradesi dışındaki bir nedenle kamu görevlilerinin maaşında yönetmelikle kısıntı yapılamayacağını ortaya koymuştur.
Daha önce yargıya taşınan nöbet düzenlemesi ise kelimelerin yeri değiştirilerek yeniden düzenlenmiş; davalı idare de değişikliğin yalnızca ifadenin daha açık hâle getirilmesinden ibaret olduğunu belirtmiştir. Yani yaklaşım değişmemiş, yalnızca cümle yeniden kurulmuştur.
Ancak asıl sorun, idarenin yargı kararlarından sonuç çıkarmamasıdır. “Eziyet Yönetmeliği” yürürlüğe girdiği günden bu yana defalarca değiştirilmiş, benzer hükümler yargı önüne taşınarak hukuka aykırı bulunmuştur. Buna rağmen cezalandırıcı performans kriterlerinden, ücret kayıplarından ve hekimlik faaliyetini istatistiklere bağlayan anlayıştan vazgeçilmemektedir.
Yargı kararlarına rağmen aynı cezalandırıcı anlayışta ısrar edilmesi, kamu gücünün aile hekimliği çalışanları üzerinde bir baskı aracına dönüştürülmesi değil midir? Hukuka aykırılığı ortaya konulan düzenlemelerin farklı ifadelerle yeniden dayatılması hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmakta mıdır? Bu ısrarın idari ve hukuki sorumluluğu incelenmeyecek midir? Hukukun “dur” uyarıları ne zaman dikkate alınacaktır?
Aile hekimliği korkutularak, cezalandırılarak ve ücret kesintileriyle güçlendirilemez. “Eziyet Yönetmeliği” birkaç maddesi değiştirilerek sürdürülebilecek bir düzenleme değildir. Cezalandırıcı anlayış bütünüyle terk edilmeli; aile hekimliği çalışanlarının görüşleri alınarak hukuka uygun, bilimsel, öngörülebilir ve mesleki bağımsızlığa saygılı yeni bir sözleşme ve ödeme sistemi hazırlanmalıdır.