Manşet Haberleri
 

SAĞLIK DA ŞİDDET NEDENLERİ VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

7 Temmuz 2017

 

SAĞLIK DA ŞİDDET NEDENLERİ VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

SORUN: Tüm Sağlık Çalışanları ve Aile Hekimlerine ve Aile Sağlığı Çalışanlarına her geçen gün sözel ve fiziksel şiddetin artması, uygunsuz istemler ve buna karşın gerekli önlemlerin yeteri kadar alınmaması.

 

Sağlıkta dönüşüm programının ülkemizde uygulanılmaya başlaması ile beraber vatandaşlarımızın sağlık hizmetine ulaşması kolaylaşıp aynı zaman da sağlık hizmetlerine ulaşma oranları her geçen gün artarken, özellikle sağlık okuryazarlığının istenilen düzeyde olmaması sonucu ” Vatandaşın Her İşi Yapılacak” gibi bir algı kamuoyunda oluşmuştur. Ancak, gelmiş olduğumuz nokta da artık kantarın topuzu iyiden iyiye kaçırılmıştır. Özellikle sağlık hizmeti alanın da bu hizmetten yararlanmak isteyen vatandaşlarımız, her türlü usulsüz isteklerini, hekimlere yaptırma hakkı olduğuna inanır hale gelmiştir. Ayrıca yazılı ve görsel medyada,  bazı dizilerde verilen mesajlarda, hekimlere silah çekilmesi ve şiddet uygulanması normalleştirilmiş, vatandaşın usulsüz istemleri yapılmazsa veya vatandaş kendisine iyi hizmet verilmediğini düşünürse, sağlık çalışanlarına hakaret etme, saldırma ve hatta öldürme hakkı olduğuna inanır hale gelinmiştir.     

 

Günlük pratiğimiz de fiziksel şiddet yanında bir başka büyük sorun yapılan sözel şiddetin çok artmasıdır. ASM gelen hasta aile hekimine nasıl küfür ettiğini! Nasıl saldırdığını! Sosyal medya başta olmak üzere paylaşırken, kahvede veya dost sohbetlerinde anlatırken, bu kişinin yaptığı bu suç karşısında bir ceza almaması, gözaltına alınmaması, tutuksuz yargılanması o toplumda ki, o mahalledeki diğer vatandaşlar arasında demek ki bir şey olmuyor!  Bende rahatça sağlık personeline saldırabilirim ön görüsünü bilinçaltın da oluşmasına sebebiyet vermektedir. Oysaki kişi yaptığı eylem nedeniyle tutuklu yargılanmış olsa ve karşılığında bir ceza almış olsa bu mahalleli üzerinde bir baskı oluşturarak “baksanıza bizim için öz veri içinde çalışan, koruyuculuk yapan bizi tedavi eden sağlık personeline saldırmış adamı içeri atmışlar, ceza almış ” denebilse, bu şiddet hızlı bir biçim de kesilir.

Son yıllarda hekime ve sağlık çalışanlarına şiddet katlanarak artmaktadır. Bunun örneklerini her geçen gün artan bir şekilde görmekteyiz. Sağlık çalışanları için ama özellikle mobil hizmetlerde, esnek mesaide veya tek birimli ASM de veyahut da entegre bir hastane de tek başına görev yapan aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanları için bu ortamda görevini yapmak gittikçe zorlaşmakta, isteklendirme düşüklüğü ve tükenmişlik sendromuna yol açmaktadır. Bu da aslında sağlık da kaliteyi düşüren önemli bir etkendir. Değişen sağlık sisteminin aksayan yönlerinin hekimlere fatura edilmesi anlayışının ve sadece vatandaş memnuniyetini gözetilmesinin kurbanı hekimler olmaktadır.

Sorunların nedenleri;

1-Sık sık değişen mevzuatlar, uygulama birlikteliğin olmaması ve sağlık sisteminin aksayan yanlarının hekimlere yansıması,

2-Hasta haklarının çok ön plana çıkarılması, 184 gibi danışma hattı olması gereken uygulamanın şikâyetleri ön plana çıkartılarak baskı unsuru olarak kullanılması

3-Hekimlerin gelirlerinin sürekli dile getirilmesi,

4-Vatandaşa kendi sağlıklarıyla ilgili herhangi bir sorumluluk yüklenmemesi. Kanun ve yönetmeliklerin halka yeterince anlatılmaması,

5-Şiddet uygulayan için caydırıcı yaptırımlar olmaması, -Şiddetin görmezden gelinmesi, sözlü şiddetin önemsenmemesi, hasta psikolojisi denilerek hafifletilme eğiliminde olunması

6-Hasta –Hekim İletişim sorunları, Sağlık Okuryazarlığının düşük olması

7-Medyada sağlıkçıları hedef gösteren, bilinçsizce yapılmış haberlerin çokça yer alması

8-Fazla iş yükü. Kapasitenin üstünde hizmet talebi. Hastaların aile hekimliğini tam anlayamamış olması ve sadece ilaç yazıcısı olarak görme eğilimi

9-Geri ödeme kurumlarının uygulamalarından kaynaklanan sorunların vatandaş tarafından doktora mal edilmesi

 

Sorunların Açılımları;

 

1-Son yıllarda sağlıkta dönüşüm programının uygulaması kapsamında alışılageldik sağlık sitemlerinde çok fazla yenilik ve değişiklik meydana gelmiştir. Bazı dönüşümler ise altyapısı tam kurulmadan ve halka tam anlamı ile anlatılmadan, çok kısa süre içinde hayata geçirildiği için, sistemde meydana gelen aksaklıkları vatandaş,  ilk karşılaşma noktası olan hekime yansıtmıştır.

 

2-Hasta hakları son yıllarda çok fazla ön plana çıkarılması ama bu hakların ne olduğu ve sınırlarının ne olduğunun net anlatılmaması. Vatandaş hastalığı olmadan başvursa bile ( mesela özel işi için hastalık raporu istemi, evde bulunsun diye ilaç istemi, güvencesiz yakınının ilacını kendi üstüne yazdırmak gibi) bu uygunsuz taleplerin yapılması istemini haklı görmekte, bu konuda baskı uygulamakta ve bunu hasta hakkı olarak görmektedir. Hekimin tedavi özgürlüğüne müdahaleyi en doğal hakkı sanmaktadır. Yine uygunsuz istemleri zaman zaman baskı unsuru olarak kullanmakta, usulsüz istekleri karşılanmayınca psikolojik şiddet malzemesi olarak kullanmaktadır.

 

3-Hekimlik mesleği en çok fedakârlık gerektiren, en maliyetli eğitime sahip meslektir. Bir hekimin hayata atılması için gereken süre ve bu sürede geçirdiği yoğun süreç yadsınamaz. Ama birçok meslek grubundan rölatif olarak çok daha az kazanmasına rağmen, medyada ve her ortamda gelirleri çok dillendirildiği ve hekimlerin mesleki düzeltme ve özlük hakları talepleri, hep daha fazla kazanç talebi olarak yansıtıldığı için halkımızda eskiden sağlık çalışanına var olan sevgi ve saygı artık bir negatif bakışa dönüşmüştür. Öyle bir imaj yaratılmış durumda ki, hekimler kazandıkları parayı oturdukları yerden, hiç hak etmeden kazanmakta ama buna rağmen memnun olmamaktadırlar. Bu durum da hekimi hedef haline getirerek vatandaşın olumsuz tutumunu ve şiddet eğilimini arttırmakta,  her gün “maaşını ben veriyorum, ne istersem yapacaksın “tavrıyla karşılaşılmasına sebep olmaktadır.

 

4-Vatandaş hakları olduğunu bilmekte ama haklarının ve sorumluluklarının ne olduğunu, aynı zaman da karşısındaki hekiminde hakları olduğunu bilmemektedir. Birçok usulsüz istekle hekimin karşısına gelmekte, bunları çok doğal bulmakta ve isteği yerine gelmediğinde şiddet uygulamaktan çekinmemektedir. Kanun ve yönetmelikler konusunda halk eğitimi eksik kalmaktadır. Suç olan bir şeyi istediğinde ve anlattığınızda dahi, bunu kabullenmemekte, yine de ısrarcı olabilmektedir

 

5-Şiddet sadece fiziksel olmamakta, her gün onlarca tehdit, hakaret içeren psikolojik şiddete de maruz kalınmaktadır. Ne yazık ki hekimler poliklinik odasında yalnız çalıştıkları için çoğunu ispatlamakta mümkün olmamakta, birçok olay yapanın yanına kar kalmaktadır. Şahit olan olsa ve gerekli şikâyetler yapılsa bile uygulanan cezalar çokta caydırıcı olmamakta. Psikolojik şiddet, tehdit ve hakaretler ‘’hasta psikolojisi kılıfı’’ altına sokularak önemsenmemekte, hafifletilme eğiliminde olunmakta. Fiziksel şiddette de mahkemeye gidilse bile ciddi bir yaptırım uygulanmadığı için caydırıcı olmamaktadır.

 

6- Hasta- Hekim İletişim bilgilerinin eksikliği, hekimlerin saldırgan tutum karşısında yada zor hastalar karşısında nasıl davranması gerektiği konusunda eğitim eksikliği, kriz anında idare edememesi, gereksiz ajitasyon yada korku göstermesi de şiddeti arttırmaktadır.

 

7-Herhangi bir sağlık olayında, medyanın araştırmadan, doğruluğunu sorgulamadan ve birebir uzman değerlendirmesine başvurmadan yaptığı yalan yanlış haberler de hekimleri direk hedef haline getirmektedir. Yine dizilerde, filmlerde hekimlere baskı, şiddet görüntüleri de hekimi insanların gözünde şiddet uygulanabilir kitle haline getirmektedir. Yine birçok film ve dizide, hekimler birçok usulsüz işe zorlanmakta ve bunlar doğalmış gibi gösterilmektedir.

 

8-Günlük poliklinik sayısının çok olması, bunun yanı sıra koruyucu sağlık hizmetleri, ASM Yönetim işleri, veri gönderimi, kayıtların tutulması gibi işlerin tek başına hekime yüklenmesi.
Hastaların ise ASM’ leri sadece ilacını yazdırıp gideceği, her türlü uygun-uygunsuz işini göreceği bir yer olarak görmekten vazgeçmemesi. Sağlık hizmeti için geldiğinde anında işini gördürüp gitme istemi ile saldırganlaşması sıkça yaşanan sorunlardandır.

 

9-Geri ödeme kurumunun sürekli ilaç ödeme değişiklikleri yapması, birçok tedavisini yapabildiğimiz hastalığın ilaçlarını ödememesi ama hastaların bunu biz yazmak istemiyoruz şeklinde algılaması sonucu gereksiz tartışmalar oluşması.

10- Hasta – Hekim iletişiminde yaşanan iletişim kazaları. Zor hastalar için kriz yönetiminin iyi yapılamaması.

Durumumuz;

Sağlık çalışanlarına yapılan şiddet, artık tehlikeli boyutlara ulaşmıştır. Sağlıkta artan şiddet neticesinde personelin moral ve motivasyonu bozulmakta, çalışma şevkini kırmakta ve sağlık personelini yıpratmaktadır.

Yapılan birçok araştırmalara göre şiddetin diğer iş yerlerine göre en çok sağlık sektöründe görüldüğü belirtilmektedir.

Şiddetin önlenmesi ile ilgili yapılan araştırmalarda etkili sağlık kurumu yönetimi, şiddet konusunu ele alan koruma ve önleme araştırmalarının yapılması riskli durumun önceden farkına varma ya da başa çıkma gibi sağlık personelinin şiddet konusunda eğitilmesi ile şiddet riskinin azaltılmasının mümkün olduğu belirtilmektedir. (Anadolu Psikiyatri Dergisi )

Yapılan araştırmalara göre en çok pratisyen hekimler ve hemşireler şiddete maruz kalmaktadır. En çok şiddet devlet hastanelerinde görülmektedir. Çalışılan birime göre acil servislerde şiddet daha sık görülmektedir. Araştırmalarda en çok şiddete uğrama yaşı 29 yaş altı ile 30-39 yaş aralığında ortaya çıkmaktadır. (Anadolu Psikiyatri Dergisi )

Sağlıkta Buluşma Noktasında, sağlık çalışanlarına yönelik şiddet başlıklı makalesinde sağlık kurumunda çalışmanın diğer iş yerlerine göre şiddete uğrama yönünden 16 kat daha riskli olduğu belirtilmektedir.

Emniyet Genel Müdürlüğü 26.04.2012 tarihli sağlık çalışanlarına karşı işlenen suçların soruşturulması başlıklı Bakanlık Genelge No:2012/22, EGM Genelge No:2012/39 sayılı Genelgesinde kamu görevi nedeniyle sağlık çalışanlarına karşı yaralama, tehdit ve hakaret fiillerinin işlenmesi halinde, mağdur kişinin şikayeti aranmaksızın sağlık kurumlarında görevli olan hastane polisi başta olmak üzere yetkili kolluk kuvvetlerince doğrudan işlem tesis edileceğini, ilgili Cumhuriyet Savcısına bilgi verilere talimatları doğrultusunda gerekli soruşturma işlemine başlanacağı belirtilmektedir

Çözüm Önerileri:

 

1-Sistem ve mevzuat değişiklikleri yapılırken altyapının iyi hazırlanması sağlanmalı, gerekli personel bilgilendirmeleri ve halk eğitimleri yapılmalıdır. Geçiş aşamasında yaşanabilecek aksaklıklar iyi tespit edilmeli ve uygun bir şekilde kamuoyu ile paylaşılmalıdır.

 

2-Vatandaşa hasta hakları ve içeriği doğru bir şekilde anlatılmalı, haklarının yanında sorumlulukları da yüklenmeleri sağlanmalıdır. Yine kendi haklarının olduğu kadar hekimin de mesleki haklara sahip olduğu bilinci oluşturulmalıdır. 184 danışma hattında ve diğer hasta hakları birimlerinde şikâyetleri karşılayan kişilerin kanun ve yönetmeliklere hâkim olması sağlanmalı ve gelen şikâyetleri ona göre değerlendirip, gereksiz ve usulsüz şikâyetlerin hekime yansıması engellenmelidir. Yine usulsüz istemde ve şikâyette bulunan kişiye de gerekli caydırıcı yaptırımlar uygulanmalı, telefon ile danışma mercilerinin gereksiz işgali önlenmelidir. Yine sağlık çalışanlarının da şiddete uğradığında ya da usulsüz istekle karşılaştığında hızlıca ve sorunsuz ulaşabileceği bir birim olmalı. 

 

3-Hekimin de diğer tüm mesleki bölümler gibi kendi emeği ve çabası ile okuduğu ve çok daha fazla emek harcadığı, fedakârlık yaptığı göz önünde bulundurulmalı, hekim maaşlarının ve kazançlarının medyada ve diğer platformlarda haksız kazançmışçasına dillendirilmesi önlenmelidir. Hekimin de vatandaş olduğu ve birçok meslek grubundan çok daha fazla emek harcadığı ve vergi ödediği gerçeği göz ardı edilmemeli, diğer mesleklere gösterilen saygı ve mahremiyetin hekimlik mesleği için de gösterilmesi sağlanmalıdır.

 

4-Vatandaşa en azından kendi sağlıkları ile alakalı sorumluluk verilmeli. Vatandaşın kendi sağlığı ile ilgili ihmalinin cezası hekime çektirilmemeli. Yine sahte istirahat raporu istemi, usulsüz ilaç yazımı istemi, Hastanın kendisi gelmeden Rpt ve uygun olmayan sağlık raporları gibi taleplerin suç olduğu konusunda vatandaş eğitilmeli, bu tür istemlerle gelen kişiler için bir bildirim merci olmalı ve gerekli yaptırımlar uygulanmalıdır. Vatandaş bunların doğal istekler olmadığı ve suç olduğu bilincine kavuşturulmalıdır ve cezasın olduğunu bilmelidir. Tüm kurumların ve kendilerine ait sorumlulukların açık kapatıcısı olarak hekimin görülmesine son verilmeli, herkes kendi hatasının cezasını çekmelidir.

 

5-Şiddet sadece fiziksel olmamaktadır. Her gün yüzlerce hekim sözlü psikolojik tacize de uğramaktadır. Ne yazık ki bunu ispat etmek çok zor olmakta, hatta hasta kendi haklıymışçasına şikâyet etmektedir. Yapılan soruşturmalar sonucu hastanın yalan söylediği anlaşılsa bile ona bir yaptırım uygulanmamaktadır. Şahit bulunup şikâyetçi olunsa da sonuç çoğu zaman caydırıcı olmaktan uzak olmaktadır. Bu noktada cezaların daha caydırıcı olması, sözlü şiddetin de en az fiziksel şiddet kadar dikkate alınması gerekmektedir. Yine yalan şikâyette bulunduğu anlaşılan kişi için, soruşturmayı yürüten üst kurumun, direk iftira davası açması sağlanmalıdır. Verilen cezalar, hem medyada hem de farklı platformlarda sıkça dile getirilerek caydırıcı etki sağlanmalıdır.

 

6-Okul yıllarında hekimlere ve vatandaşlara gerekli iletişim eğitimi verilmemektedir. Hekim mezun olurken sadece hekimlik yapacağını sanmakta ama her türlü usulsüz istekle karşılaşacağını ön görememektedir. Sahadan örneklerle, hekimlere gerekli iletişim eğitimi verilmeli, zor durumlarla nasıl başa çıkabileceği, şiddete eğilimli vatandaşı nasıl idare edebileceği öğretilmelidir.

 

7-Medyanın sağlık örgütleri ve sağlık yöneticilerinden görüş almadan sağlık konusunda haber yapmasının önüne geçilmeli. Hedef gösteren haberlere son verilmesi sağlanmalı. Yine araştırmadan, yalan her haber için bakanlık ve ilgili kurumlar gerekli davaları açarak takipçisi olmalı. Yapılan haberden zarar gören hekimler desteklenmeli. Yine medyaya halkı eğitici kamu spotları konusunda zorunluluk getirilmeli.

 

8-Aile Hekimliği Uygulaması aradan yıllar geçmesine rağmen halka doğru şeklide anlatılamadı. Aile Hekimi ve Aile Sağlığı Çalışanlarının ‘’görev tanımı’’ net oluşturulmalı, ilaç yazma diye bir olay olmadığı konusunda halk bilinçlendirilmeli. Yönetmelikte belirtilen, poliklinik ve mesai saatlerimizi kullanma hakkımız sağlanmalı ve poliklinik ve diğer hizmetler için gereken süreleri ayırabilmemiz sağlanmalı. Randevulu çalışma teşvik edilmeli. Yine Aile Hekim’inin vatandaşlarımızın her türlü usulsüz isteğini yerine getirmek zorunda olan bir hekim anlamına gelmediği de anlatılmalı.  Aile Hekimi değiştirme hakkının psikolojik baskı unsuru olarak kullanılmasının önüne geçilmesi de sağlanmalı. 

 

9-Geri ödeme kurumunun tebliğlerinde daha tutarlı olması sağlanmalıdır. Yine yapılan değişiklikler ve gerekçeleri halka doğru şekilde anlatılmalı, vatandaşla hekimin karşı karşıya gelmesi önlenmelidir. Geri ödeme kurumunun aile Hekimlerini hedef alan, bilimsel verilere dayanmayan, ilaç firmaları ile ilişkiler vs. gibi suçlayıcı beyanları ve hekimleri hedef gösteren, sağlık sitemindeki harcamaları ve aksaklıkları hekimlere mal eden beyanlarının önüne geçilmelidir. Sağlık konusunda, hekimlik konusunda bilgisi olmayan kurumların bu tür açıklamalarına izin verilmemelidir.

 

10. ‘’Sağlıkta etkin şiddet yasası’’ bir an önce çıkmalıdır. Sağlık Bakanlığının çıkardığı yasanın Türk Ceza Kanununda yeri olmadığı için mahkemelerde işlem görmemektedir. Özellikle görevi başında şiddete uğrayan kamu personelinin davalarının tutuklu devam etmesi, Sağlıkta şiddetin önlenmesi noktasında yararlı olacaktır.

11- Etkili iletişim, Zor hasta ile başa çıkabilme becerileri, Hasta – Hekim iletişimi, Biyopsikososyal yaklaşım bağlamında sosyokültürel özellikler tıp eğitimi sırasında ileride bu durumlarla karşılaşması muhtemel tıp fakültesi öğrencilerine ders olarak anlatılmalı. Zaman zaman da mesleki eğitim becerileri çerçevesinde saha çalışanlarına farkındalık yaratılmalıdır.

 

 

‘’Gelecek sağlıklı nesillerin teminatı Aile Hekimlerimizi; Kendisi ve çevresiyle barışık bir birey olması noktasında, onlara uygun sağlıklı çalışma ortamları hazırlanmalıdır.

 

“ Yaşam Boyu Sıfır Şiddet” sloganı ile toplumun her kesimine eğitim vererek bir farkındalık oluşturacak ve hekime şiddetin önlenmesi amacıyla örnek davranış sergileyecek tüm kurum, kuruluşlar ile medya başta olmak üzere, güvenli bir çalışma ortamı oluşturulması konusunda özveri ile çalışarak katkıda bulunacak herkese şimdiden teşekkür ediyoruz…

 



« Manşet Haberleri