Köşe Yazıları
 

AV İLE AVCI MİSALİ..

28 Nisan 2016

 

AVCI OLMAK MI, AV OLMAK MI?

24 yıllık bir adet hekimim. Hekimlik ustalık çıraklık ilişkisi olduğu kadar aynı zamanda deneyime dayalı bir meslek aslında. Birinci basamakta çalışmak ise bir gönül bir tercih meselesi.
Zaman içinde birçok şeyi yaşadıkça daha iyi değerlendirip farklı yaklaşımları uygulayabiliyorsun günlük pratikte.
Mesela mesleğin ilk yılların da ‘’iştahsız ‘’ ‘’ yemek yediremiyorum ‘’ diye gelen bütün çocuklarda yaklaşımım o yemek yemeyen çocuğa multivitamin, demir veya iştah açıcı diye halk arasında bilinen preparatlar dan vermekti. Ama sonuç hep hüsran olur genel de çok fazla netice alamazdık. Zaman içinde olayı irdelediğim de fark ettim ki sorun aslın da çocuğa yemek gibi çok hayati bir konuda bile sorumluluk vermeden bütün işlemi anne üzerinden gidermeye çalışmakta. Kuralsız. Kaidesiz tamamen annenin tek taraflı sorumluluğun da ve başarısında…
Sahi yaşam için en önemli bir konuda neden anne yemek yedirmek için çocuğun peşinden bütün gün koşsun ki?
Oysa asıl olan o yemeği yemek isteyen çocuğun annenin peşinden koşması değil midir?
Ve bunu yaparken de yemek saati, masa disiplini, önüne konan tabağın bitmesi ve ev halkının oluşturduğu kurallar silsilesi değil midir uyması gereken?

Yıllar sonra çok başka bir alan da ama benzer bir sorunla karşı karşıyayım aslında!
Kendi sağlıkları için gebelerin, bebeklerin, çocukların, yaşlıların, kanser taraması yapılması gerekenlerin peşinden koşuyorum.  Ve bu koşu esnasında tüm sorumluluk benim üzerimde!
Kendi sağlıklarıyla, kendi gelecekleri ile yani aslında yaşamsal önemli bir konuda neden ben bütün gün onların peşinden koşturuyorum ki, tıpkı yemek yemeyen çocuğunun peşinden koşturan bir anne gibi?
Tamam, ‘’Ana Yüreği’’ nasıl ki çocuğunun aç kalmasına müsaade etmiyorsa bir Aile Hekimi olarak benim de hekimlik uygulamam ve yüreğim o kişilerin bu hizmete ulaşmamasına el vermiyor.
Ama biraz da onların tıpkı yaşamak için yemeğe ihtiyacı olan çocuğun annesinin peşinden koştuğu gibi kendi sağlıklarının peşinden koşması gerekmez mi?

Klişe ama doğru denilmiş bir söz vardır: Kaçan kovalanır, kovalanan kaçar.
Hastalarımızla veya kayıtlı kişilerimizle olan ilişkinin yıllara dayanan iletişimsel kodları var. Buna göre en basit ifadesiyle hekim avcı, hasta av konumunda olmamalı!

Yani... Hekime kafayı taktığı hastanın peşinden agresifçe koşmak, onu zorlamak, ikna etmeye çalışmak pek yakışmıyor. İdeal olan karşılıklı yaklaşımlarla orta bir nokta da buluşmak. O orta nokta ise hekimin mesleki doyumu, kişinin sağlığı, toplumun ise sağlığının geliştirilmesi ve korunması olsa gerek. Saygılarımla.



« Manşet Haberleri