Köşe Yazıları
 

SAĞLIK DA ŞİDDET NEDENLERİ VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

6 Nisan 2016

 SAĞLIKTA ŞİDDET

SORUN: Aile Hekimlerine ve Aile Sağlığı Çalışanlarına her geçen gün sözel ve fiziksel şiddetin artması, uygunsuz istemler ve buna karşın gerekli önlemlerin yeteri kadar alınmaması.

Sağlıkta dönüşüm programının ülkemizde uygulanılmaya başlaması ile beraber vatandaşlarımızın sağlık hizmetine ulaşması kolaylaşıp aynı zaman da oranları artarken, özellikle idari yapılanma içinde çalışanların yapmış olduğu söylemlerle ve sağlık okuryazarlığının istenilen düzeyde olmaması sonucu” Vatandaşın her işi yapılacak” gibi bir algı oluşmuştur. Gelmiş olduğumuz nokta da artık kantarın topuzu kaçırılmış, vatandaş her türlü usulsüz isteklerini, hekimlere yaptırma hakkı olduğuna inanır hale gelmiştir. Ayrıca medyada, izlenilen dizilerde verilen mesajlarda, hekimlere silah çekilmesi normalleştirilmiş, vatandaşın usulsüz istemleri yapılmazsa veya vatandaş kendisine iyi hizmet verilmediğini düşünürse, sağlık çalışanlarına hakaret etme, saldırma ve hatta öldürme hakkı olduğuna inanır hale gelinmiştir.     

Günlük pratiğimiz de fiziksel şiddet yanında bir başka büyük sorun yapılan sözel şiddetin çok artmasıdır. ASM gelen hasta aile hekimine nasıl küfür ettiğini.! nasıl saldırdığını ! sosyal medya da paylaşırken, kahvede anlatırken, bu kişinin yaptığı bu suç karşısında bir ceza almaması, gözaltına alınmaması, tutuksuz yargılanması o toplumda ki, o mahalledeki diğer vatandaşlar arasında demek ki bir şey olmuyor!  Bende rahatça sağlık personeline saldırabilirim ön görüsünü bilinçaltın da oluşturmaktadır. Oysaki kişi yaptığı eylem nedeniyle tutuklu yargılanmış olsa ve karşılığında bir ceza almış olsa bu mahalleli üzerinde bir baskı oluşturarak “baksanıza aile hekimine saldırmış adamı içeri atmışlar” denebilse, bu şiddet hızlı bir biçim de kesilir.

Aile hekimleri ile vatandaşlarımızı karşı karşıya getiren bir diğer konu ise Sağlık bakanlığımızın 184 telefon danışa hattı. İletişim için kurulan hattın şikâyet hattına dönüştürülmesi, vatandaşlarının usulsüz isteklerine bile hemen soruşturma açılması bu hattı ‘’ŞİDDET HATTINA’’ dönüştürmüştür. Başkasının yerine ilaç yazdırmak isteyen vatandaşın isteğinin hekim tarafından yapılmaması sonucunda o hekimden savunma istenmesi hekime karşı aslında uygulanan psikolojik bir şiddettir. Ayrıca bu usulsüz isteğine rağmen vatandaşa dönülerek “ Hekiminizi uyardık, ya da cezalandırdık, bir daha yapmayacak denmesi” Bizzat vatandaş gözünde isteğinin usulsüz olmasına rağmen kendini haklı görerek bir sonraki seferde yine aynı usulsüz istediğinin yapılmaması durumda fiziksel şiddet olarak geri dönecektir.

Son yıllarda hekime ve sağlık çalışanlarına şiddet katlanarak artmaktadır. Hekimler için bu ortamda görevini yapmak gittikçe zorlaşmakta, isteklendirme düşüklüğü ve tükenmişlik sendromuna yol açmaktadır. Bu da aslında sağlık da kaliteyi düşüren önemli bir etkendir. Değişen sağlık sisteminin aksayan yönlerinin ve sadece vatandaş memnuniyetini gözeten popülistliğe kaçan politikaların kurbanı hekimler olmaktadır.

Sorunların nedenleri;
1-Sık sık değişen mevzuatlar, uygulama birlikteliğin olmaması ve sağlık sisteminin aksayan yanlarının hekimlere yansıması,
2-Hasta haklarının çok ön plana çıkarılması, 184 gibi danışma hattı olması gereken uygulamanın şikâyetleri ön plana çıkartılarak baskı unsuru olarak kullanılması
3-Hekimlerin gelirlerinin sürekli dile getirilmesi,
4-Vatandaşa kendi sağlıklarıyla ilgili herhangi bir sorumluluk yüklenmemesi. Kanun ve yönetmeliklerin halka yeterince anlatılmaması,
5-Şiddet uygulayan için caydırıcı yaptırımlar olmaması, -Şiddetin görmezden gelinmesi, sözlü şiddetin önemsenmemesi, hasta psikolojisi denilerek hafifletilme eğiliminde olunması
6-İletişim sorunları, Sağlık Okuryazarlığının düşük olması
7-Medyada sağlıkçıları hedef gösteren, bilinçsizce yapılmış haberlerin çokça yer alması
8-Fazla iş yükü, kapasitenin üstünde hizmet talebi, Hastaların aile hekimliğini tam anlayamamış olması ve sadece ilaç yazıcısı görme eğilimi
9-Geri ödeme kurumlarının uygulamalarından kaynaklanan sorunların vatandaş tarafından doktora mal edilmesi

Sorunların Açılımları;

1-Son yıllarda sağlıkta dönüşüm programının uygulaması kapsamında alışılageldik sağlık sitemlerinde çok fazla yenilik ve değişiklik meydana gelmiştir. Bazı dönüşümler ise altyapısı tam kurulmadan ve halka tam anlamı ile anlatılmadan, çok kısa süre içinde hayata geçirildiği için, sistemde meydana gelen aksaklıkları vatandaş ilk karşılaşma noktası olan hekime yansıtmıştır.

2-Hasta hakları son yıllarda çok fazla ön plana çıkarılması ama bunların ne olduğu ve sınırlarının ne olduğunun net anlatılmaması. Vatandaş hastalığı olmadan başvursa bile ( mesela özel işi için hastalık raporu istemi, evde bulunsun diye ilaç istemi, güvencesiz yakınının ilacını kendi üstüne yazdırmak gibi) bunların yapılması istemini haklı görmekte, bu konuda baskı uygulamakta ve bunu hasta hakkı olarak görmektedir. Hekimin tedavi özgürlüğüne müdahaleyi en doğal hakkı sanmaktadır. Yine 184 şikâyet hattını baskı unsuru olarak kullanmakta, usulsüz istekleri karşılanmayınca psikolojik şiddet malzemesi olarak kullanmaktadır.

3-Hekimlik mesleği en çok fedakârlık gerektiren, en maliyetli eğitime sahip meslektir. Bir hekimin hayata atılması için gereken süre ve bu sürede geçirdiği yoğun süreç yadsınamaz. Ama birçok meslek grubundan çok daha az kazanmasına rağmen, medyada ve her ortamda gelirleri çok dillendirildiği ve hekimlerin mesleki düzeltme talepleri hep daha fazla kazanç talebi olarak yansıtıldığı için halkımızda eskiden var olan saygı artık bir negatif bakışa dönüşmüştür. Öyle bir imaj yaratılmış durumda ki, hekimler kazandıkları parayı oturdukları yerden, hiç hak etmeden kazanmakta ama buna rağmen memnun olmamaktadırlar. Bu da hekimi hedef haline getirerek vatandaşın olumsuz tutumunu ve şiddet eğilimini arttırmakta,  her gün “maaşını ben veriyorum, ne istersem yapacaksın “tavrıyla karşılaşılmasına sebep olmaktadır.

4-Vatandaş hakları olduğunu bilmekte ama sorumluluklarının ne olduğunu, karşısındaki hekiminde hakları olduğunu bilmemektedir. Birçok usulsüz istekle hekimin karşısına gelmekte, bunları çok doğal bulmakta ve isteği yerine gelmediğinde şiddet uygulamaktan çekinmemektedir. Kanun ve yönetmelikler konusunda halk eğitimi eksik kalmaktadır. Suç olan bir şeyi istediğinde ve anlattığınızda dahi, bunu kabullenmemekte, yine de ısrarcı olabilmektedir

5-Şiddet sadece fiziksel olmamakta, her gün onlarca tehdit, hakaret içeren psikolojik şiddete de maruz kalınmaktadır. Ne yazık ki hekimler poliklinik odasında yalnız çalıştıkları için çoğunu ispatlamakta mümkün olmamakta, birçok olay yapanın yanına kar kalmaktadır. Şahit olan olsa ve gerekli şikâyetler yapılsa bile uygulanan cezalar çokta caydırıcı olmamakta. Psikolojik şiddet, tehdit ve hakaretler ‘’hasta psikolojisi kılıfı’’ altına sokularak önemsenmemekte, hafifletilme eğiliminde olunmakta. Fiziksel şiddette de mahkemeye gidilse bile ciddi bir yaptırım uygulanmadığı için caydırıcı olmamaktadır.

6- Hasta- Hekim İletişim bilgilerinin eksikliği, hekimlerin saldırgan tutum karşısında yada zor hastalar karşısında nasıl davranması gerektiği konusunda eğitim eksikliği, kriz anında idare edememesi, gereksiz ajitasyon yada korku göstermesi de şiddeti arttırmaktadır.

7-Herhangi bir sağlık olayında, medyanın araştırmadan, doğruluğunu sorgulamadan ve birebir uzman değerlendirmesine başvurmadan yaptığı yalan yanlış haberler de hekimleri direk hedef haline getirmektedir. Yine dizilerde, filmlerde hekimlere baskı, şiddet görüntüleri de hekimi insanların gözünde şiddet uygulanabilir kitle haline getirmektedir. Yine birçok film ve dizide, hekimler birçok usulsüz işe zorlanmakta ve bunlar doğalmış gibi gösterilmektedir.

8-Günlük poliklinik sayısının çok olması, bunun yanı sıra koruyucu sağlık hizmetleri, ASM Yönetim işleri, veri gönderim, kayıtların tutulması gibi işlerin tek başına hekime yüklenmesi. Hastaların ise ASM’ leri sadece ilacını yazdırıp gideceği, işini göreceği bir yer olarak görmekten vazgeçmemesi, geldiğinde anında işini gördürüp gitme istemi ile saldırganlaşması sıkça yaşanan sorunlardandır.

9-Geri ödeme kurumunun sürekli ilaç ödeme değişiklikleri yapması, birçok tedavisini yapabildiğimiz hastalığın ilaçlarını ödememesi ama hastaların bunu biz yazmak istemiyoruz şeklinde algılaması sonucu gereksiz tartışmalar oluşması.

Çözüm Önerileri:

1-Sistem ve mevzuat değişiklikleri yapılırken altyapının iyi hazırlanması sağlanmalı, gerekli personel bilgilendirmeleri ve halk eğitimleri yapılmalıdır. Geçiş aşamasında yaşanabilecek aksaklıklar iyi tespit edilmeli ve uygun bir şekilde kamuoyu ile paylaşılmalıdır.

2-Vatandaşa hasta hakları doğru bir şekilde anlatılmalı, haklarının yanında sorumlulukları da yüklenmeleri sağlanmalıdır. Yine kendi haklarının olduğu kadar hekimin de mesleki haklara sahip olduğu bilinci oluşturulmalıdır. 184 şikâyet hattında ve diğer hasta hakları birimlerinde şikâyetleri karşılayan kişilerin kanun ve yönetmeliklere hâkim olması sağlanmalı ve gelen şikâyetleri ona göre değerlendirip, gereksiz ve usulsüz şikâyetlerin hekime yansıması engellenmelidir. Yine usulsüz istemde ve şikâyette bulunan kişiye de gerekli caydırıcı yaptırımlar uygulanmalı, şikâyet mercilerinin gereksiz işgali önlenmelidir. Yine sağlık çalışanlarının da şiddete uğradığında ya da usulsüz istekle karşılaştığında ulaşabileceği bir birim olmalı. 

3-Hekimin de diğer tüm mesleki bölümler gibi kendi emeği ve çabası ile okuduğu ve çok daha fazla emek harcadığı, fedakârlık yaptığı göz önünde bulundurulmalı, hekim maaşlarının ve kazançlarının medyada ve diğer platformlarda haksız kazançmışçasına dillendirilmesi önlenmelidir. Hekimin de vatandaş olduğu ve birçok meslek grubundan çok daha fazla emek harcadığı ve vergi ödediği gerçeği göz ardı edilmemeli, diğer mesleklere gösterilen saygı ve mahremiyetin hekimlik mesleği için de gösterilmesi sağlanmalıdır.

4-Vatandaşa en azından kendi sağlıkları ile alakalı sorumluluk verilmeli. Vatandaşın kendi sağlığı ile ilgili ihmalinin cezası hekime çektirilmemeli. Yine sahte rapor istemi, usulsüz ilaç yazımı istemi, hasta gelmeden rpt.  gibi taleplerin suç olduğu konusunda vatandaş eğitilmeli, bu tür istemlerle gelen kişiler, bildirim merci olmalı ve gerekli yaptırımlar uygulanmalıdır. Vatandaş bunların doğal istekler olmadığı ve suç olduğu bilincine kavuşturulmalıdır ve cezasın olduğunu bilmelidir. Tüm kurumların ve kendilerine ait sorumlulukların açık kapatıcısı olarak hekimin görülmesine son verilmeli, herkes kendi hatasının cezasını çekmelidir.

5-Şiddet sadece fiziksel olmamaktadır. Her gün yüzlerce hekim sözlü psikolojik tacize de uğramaktadır. Ne yazık ki bunu ispat etmek çok zor olmakta, hatta hasta kendi haklıymışçasına şikâyet etmektedir. Yapılan soruşturmalar sonucu hastanın yalan söylediği anlaşılsa bile ona bir yaptırım uygulanmamaktadır. Şahit bulunup şikâyetçi olunsa da sonuç çoğu zaman caydırıcı olmaktan uzak olmaktadır. Bu noktada cezaların daha caydırıcı olması, sözlü şiddetin de en az fiziksel şiddet kadar dikkate alınması gerekmektedir. Yine yalan şikayette bulunduğu anlaşılan kişi için, soruşturmayı yürüten üst kurumun, direk iftira davası açması sağlanmalıdır. Verilen cezalar, hem medyada hem de farklı platformlarda sıkça dile getirilerek caydırıcı etki sağlanmalıdır.

6-Okul yıllarında hekimlere ve vatandaşlara gerekli iletişim eğitimi verilmemektedir. Hekim mezun olurken sadece hekimlik yapacağını sanmakta ama her türlü usulsüz istekle karşılaşacağını ön görememektedir. Sahadan örneklerle, hekimlere gerekli iletişim eğitimi verilmeli, zor durumlarla nasıl başa çıkabileceği, şiddete eğilimli vatandaşı nasıl idare edebileceği öğretilmelidir.

7-Medyanın sağlık örgütleri ve sağlık yöneticilerinden görüş almadan sağlık konusunda haber yapmasının önüne geçilmeli. Hedef gösteren haberlere son verilmesi sağlanmalı. Yine araştırmadan, yalan her haber için bakanlık ve ilgili kurumlar gerekli davaları açarak takipçisi olmalı. Yapılan haberden zarar gören hekimler desteklenmeli. Yine medyaya halkı eğitici kamu spotları konusunda zorunluluk getirilmeli.

8-Aile Hekimliği Uygulaması aradan yıllar geçmesine rağmen halka doğru şeklide anlatılamadı. Aile Hekimi ve Aile Sağlığı Çalışanlarının ‘’görev tanımı’’ net oluşturulmalı, ilaç yazma diye bir olay olmadığı konusunda halk bilinçlendirilmeli. Yönetmelikte belirtilen, poliklinik ve mesai saatlerimizi kullanma hakkımız sağlanmalı ve poliklinik ve diğer hizmetler için gereken süreleri ayırabilmemiz sağlanmalı. Randevulu çalışma teşvik edilmeli. Yine Aile Hekim’inin vatandaşlarımızın her türlü usulsüz isteğini yerine getirmek zorunda olan bir hekim anlamına gelmediği de anlatılmalı.  Aile Hekimi değiştirme hakkının psikolojik baskı unsuru olarak kullanılmasının önüne geçilmesi de sağlanmalı. 

9-Geri ödeme kurumunun tebliğlerinde daha tutarlı olması sağlanmalıdır. Yine yapılan değişiklikler ve gerekçeleri halka doğru şekilde anlatılmalı, vatandaşla hekimin karşı karşıya gelmesi önlenmelidir. Geri ödeme kurumunun aile Hekimlerini hedef alan, bilimsel verilere dayanmayan, ilaç firmaları ile ilişkiler vs. gibi suçlayıcı beyanları ve hekimleri hedef gösteren, sağlık sitemindeki harcamaları ve aksaklıkları hekimlere mal eden beyanlarının önüne geçilmelidir. Sağlık konusunda, hekimlik konusunda bilgisi olmayan kurumların bu tür açıklamalarına izin verilmemelidir.

10. ‘’Sağlıkta etkin şiddet yasası’’ bir an önce çıkmalıdır. Sağlık Bakanlığının çıkardığı yasa Türk Ceza Kanununda olmadığı için mahkemelerde işlem görmemektedir. Özellikle görevi başında şiddete uğrayan kamu personelinin davalarının tutuklu devam etmesi, Sağlıkta şiddetin kökünü kazıyacaktır.

11. En çok seyir edilen dizilerde sağlıkta şiddet uygulayanların tutuklu yargılandıklarının gösterilmesi şiddeti azaltacaktır.


‘’Gelecek sağlıklı nesillerin teminatı Aile Hekimlerimizi; Kendisi ve çevresiyle barışık bir birey olması noktasında, onlara uygun sağlıklı çalışma ortamları hazırlanmalıdır.
“ Yaşam Boyu Sıfır Şiddet” sloganı ile toplumun her kesimine eğitim vererek bir farkındalık oluşturacak ve hekime şiddetin önlenmesi amacıyla örnek davranış sergileyecek tüm kurum, kuruluşlar ile medya başta olmak üzere, güvenli bir çalışma ortamı oluşturulması konusunda özveri ile çalışarak katkıda bulunacak herkese şimdiden teşekkür ediyoruz…’’



« Manşet Haberleri